ÖZGÜN, ALIŞILMIŞIN DIŞI, FARKLI VE AYRICALIKLI

   

TÜLİN ALAÇAM, ZIMBABWE, BOSTWANA ve ZAMBIA'YI ANLATTI

Otelde, gece çıkmayın, hayvanlar sizi yerse sorumluluk kabul etmeyiz, diye uyarıldık! BNP Paribas Türkiye Temsilcisi Tülin Alaçam tam bir seyahat tutkunu, nedenini babasının hariciyeci olmasına bağlıyor. 1980'li yılların ortalarında yaşadığı kent İstanbul'u keşfetmek için Fest Travel'ın kapısını çalan Alaçam o gün bugündür firmanın düzenlediği tüm turlara katılıyor. Bunda Fest Travel'ın sahibi Faruk Pekin'in de etkisi büyük tabii. 'Bizim turlarımıza gittiği yerin tarihini, kültürünü gerçekten merak edenler gelir, herkes kafa dengi olur ve çoğumuz birbirimizi tanırız' diyen Tülin Alaçam, ilk büyük Türk grubu olarak gittikleri Zimbabwe-Botswana ve Zambia yolculuklarını anlattı.

Zimbabwe -Botswana ve Zambia'yı dolaşma fikri nereden aklınıza geldi?

- Afrika'yı artık görmek gerektiğini düşündüm. Ama bildiğiniz gibi Fas, Tunus, Mısır da Afrika ama benim kastettiğim sahici kara Afrika. Onu en tabii şekliyle bu üç ülkeyi gezerek görebileceğime inandım.

İlk olarak nereye gittiniz?

- İlk Zimbabwe'nin başkenti Harare'ye ulaştık. Harare çok fazla özelliği olmayan bir şehir. Ancak şehrin en büyük kilisesini gezerken bir düğünle karşılaştık. Dinlerin nasıl birbirine karıştığını görme şansımız oldu. Hıristiyan düğün töreninde Afrika şarkıları söyleniyordu. Şarkılar söylenirken bunların blues'un ve cazın başı olduğunu, Amerika'ya buradan gittiğini hemen farkettik. Bir de tabii Afrika kadınlarının renklere çok düşkün olduğunu gördük. Tayyörler bizdeki gibi lacivert, siyah değildi, turuncular, pembeler... Bunun dışında bir şey yoktu, ertesi gün Maswingo'ya geçtik.

MAYMUN ELİNDE ÇANTAYLA YAKALANDI

Maswingo'nun özelliği ne?

- Genellikle Afrikalılar'ın sazlardan evlerde oturan, ilkel kabileler olduğu düşünülür. Oysa oradaki Büyük Zimbabwe Anıtı'nı gördüğünüz zaman başka bir gerçeği görüyorsunuz. 12. yüzyılda granitlerin tuğla haline getirilerek sıva kullanılmadan sadece taşların üstüste konulmasıyla yapılmış bir şehir burası. Bir vadideki tepeye kurulmuş bir yapı. Dini bölümleri var, içinde farklı yapılar var. Zamanında burada 100-200 bin kişinin oturduğu ve bu şehrin Zimbabwe ve Botswana'yı içine alan eski Rodezya hükümdarlığından daha geniş sınırlara hükmettiği söyleniyor. Orada bir kültür oluşmuş ama daha sonra yok olmuş.

Tarihi yerler Maswingo ile mi sınırlı?

- Hayır. Maswingo'nun ardından Bulawayo'ya gittik. Bulawayo Zimbabwe'nin ikinci büyük şehri ve çok güzel bir doğal tarih müzesi var. Hayvanlar, insanlığın gelişimi çok güzel sunulmuş. Ama asıl ilginç olan Matobo Parkı'ydı. Burada doğanın şekil verdiği granit kayaları ve duvar resimlerini gördük. Yani 10 bin yıl kadar geriye giden, ilk insanların çizdiği duvar resimleri. Çevrelerinde gördükleri her şeyi duvara çizmişler. Hayvanların yanı sıra uçan insan resimleri var, bunların dini simgeler olduğunu düşündük. İnsanın Afrika'dan çıktığını kanıtlar gibi. Çok etkileyici. Maswingo ve Bulawayo'nun Afrika'nın tarihsel ve kültürel olarak en ilginç bölümü olduğunu düşünüyorum. Safariyi her yerde yapmak mümkün ama Büyük Zimbabwe Anıtı ve duvar resimleri için bu bölgeleri mutlaka görmek gerekiyor.

Tarihi yerlerin ardından sanırım Afrika'nın doğal güzelliklerine ve safariye yöneldiniz?

- Evet ilk olarak Hwange Game Park'a gittik ve orada safariye katıldık. Buradaki safariler daha doğal ve daha az planlı. Örneğin Güney Afrika'da safariye çıkarsınız, yollar asfalttır, biri bir yerde hayvan gördüğü zaman hemen telsizle diğerlerine haber verir, bir anda hayvanın çevresini 30 tane cip sarar. Burada böyle bir durum yok. Ortam daha doğal bu nedenle de çevredeki tüm hayvanları görme şansınız daha düşük. Gece Hwange'de bir safari lodge'da kaldık. Bunlar çok konforlu safari konaklama otelleri. Bizim kaldığımız lodge'un önünden biraz ilerlediğinizde hayvanları gözlemleyebiliyorsunuz. Otelde 'Gece lodge'dan dışarı çıkmayın, hayvanlar sizi yerse sorumluluk kabul etmeyiz' şeklinde uyarılar vardı. Ayrıca pencereleri kapatmamız isteniyordu çünkü maymunlar içeri girebiliyor. Gerçekten de bir arkadaşımızın odasına girmiş. Kapalı olan her şeyi açmış ve dağıtmış, öyle ki ıslak mendillerin bile kapaklarını açmış. Sonunda içinde ilaç bulunan bir çantayı alıp çıkmış. Elinde bir çantayla çatıda yakalandı.

TİMSAHIN TADI BİRAZ KAUÇUĞU ANDIRIYORDU

Safarinin ardından gittiğiniz Viktoria Çavlanı, ününü hakedecek kadar etkileyici bir yer mi?

- Hem de çok. Biz kurak zamanda gittik. Yağmurlardan sonra gitsek hiçbir şey göremeyecektik çünkü kurak zamanda bile o kadar çok su geliyor ki kolay kolay fotoğraf makinenizi bile çıkaramıyorsunuz. Viktoria Çavlanı Zimbabwe - Zambia sınırında bulunuyor. Yaklaşık 1700 metreden su 70-80 metrelik bir alana akıyor ve döne döne yoluna devam ediyor. Zimbabwe'de 1900'lü yıllarda Viktoria Çavlanı'nın bulunduğu yere iki ülkeyi birbirine bağlayan demir köprüyü ve çavlanın dumanlarını gören çok şık bir otel yapmış İngilizler. Sömürge döneminden kalma bir otel, saat 17.00'de papyonlu garsonlar çay servisi yapıyorlar.

Botswana'daki rotanızda nereleri vardı?

- Botswana'da ülkenin en büyük milli parkı Chobe'ye ulaştık ve orada iki gün safari yaptık. Tamamıyla Afrika stili yapılmış lodge'larda kaldık. Orada hem karadan hem de tekneyle safari yapılabiliyor. En fazla hayvanı orada gördük.

Endişelendiğiniz oldu mu?

- Hayır, hiçbir şekilde endişelenmedim. Çünkü rehberlerin son derece profesyonel olduklarını farkettim. Hayvanların gözünden anlıyorlar. Örneğin bir yerde gergedanın beş metre yakınına kadar gidebilirken bir başka turda filin bir bakışı karşısında hızla oradan uzaklaştık. En çok fil, gergedan, hipopotam, ceylan türleri -ki ben bu kadar çok türü olduğunu Afrika'da öğrendim- gördük. Kedilerden bir tek aslan gördük. En güzeli şimdi çoğunun adını hatırlamadığım kuşlardı. Bir de doğanın birbirini nasıl tamamladığını görebiliyorsunuz. Fil ya da gergedan sudan çıkıyor, hemen kuşlar üstüne çıkıp üstüne yapışan canlıları yiyor. Safari dışında Afrika'nın günlük yaşamı hakkında neler düşünüyorsunuz?

- Gelirlerinin çok iyi olmadığı her hallerinden belli ama hepsi çok sempatik insanlar. Sabah yola çıktığınızda 'Günaydın, nasılsınız?' demeden yanınızdan geçmiyorlar. Botswana'da pırlanta madenleri bulunması nedeniyle orası daha sorunsuz ve gelişmiş bir yer. Bana en şaşırtıcı gelen Zimbabwe'nin tütün üreten bir ülke olduğu halde sokaklarda sigara içen bir tek Afrikalı'ya rastlamamış olmam.

Yemekler nasıldı?

- Yemekler özellikle et sevenler için çok cazip çünkü et ihraç ediyorlar. Çok et sevmememe rağmen impala ve timsah etini denedim. İmpalayı diğer etlerden ayıramadım ama timsahın tadı biraz kauçuğu andırıyordu.

Seyahatte ne okuyor ? Gideceği ülke ile ilgili kitaplar

Ne dinliyor? Yolda müzik dinlemiyor

Ne yiyor, ne içiyor? Her şeyi denemeye çalışıyor

Ne giyiyor?
Ortama uygun, rahat kat kat kıyafetler

Neyle seyahat ediyor? Uçakla

Nerede kalıyor?
İyi otellerde

Kimle seyahat ediyor?
FEST Travel grubuyla

Çantasının olmazsa olmazları Fotoğraf makinesi, film, pil ve kitap